İçeriğe geç
maliplatform.net

Danıştay kararı · Danıştay

Mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti re'sen terkin edilen gerçek kişilere mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra yapılacak tebligatın, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 1071A maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı

Tarih
17.05.2024
Esas / Karar no
E: 2023/9, K: 2024/3
Daire / kurul
Vergi Dava Daireleri Kurulu

Kaynağında resmî metni aç

Metinde anılan kanun maddeleriKarar metninde açıkça anılan kanun maddeleri (metindeki atıftan otomatik bulundu; her atfı karar metninden kontrol edin). Maddeye tıklayınca o maddeyle ilgili tüm belgeleri görürsünüz.

Vergi davası süreleri, dilekçe örnekleri ve ilgili kanun maddeleri için: Vergi yargısı.

Hatırlatma: Danıştay kararları, karara konu olay ve dönemin mevzuatına göre verilir. Vergi Dava Daireleri Kurulunun bölge idare mahkemeleri arasındaki aykırılığı gideren kararları kesindir ve benzer uyuşmazlıklarda yol gösterir; daire kararları ise kanun yararına temyiz gibi özel yollarla verilmiş olabilir. Kararlar Bülteni özetleri tetkik hâkimlerince hazırlanır ve bağlayıcı değildir. Mevzuat sonradan değişmiş olabilir; uygulamadan önce güncel mevzuatı ve yetkili bir meslek mensubunu kontrol edin.

Bu belgenin PDF'i taranmış görüntüdür; metin karakter tanıma (OCR) ile okunmuştur ve okuma hataları içerebilir. Asıl metin için PDF'i açın.

Kararın Resmî Gazete PDF'ini aç

Kararlar Bülteni özeti: Bölge idare mahkemeleri arasındaki karar aykırılığının, mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti re'sen terkin edilen gerçek kişilere mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra yapılacak tebligatın, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde giderilmesine
Konu: Vergi Usul Kanunu, mükellefiyet, sona erme, terkin, e-tebligat
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararlar Bülteni, 06.03.2024 — tetkik hâkimlerince hazırlanır, bağlayıcı değildir.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulundan:

Esas No:202319

Karar No : 2024/3

ÖZET: Mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti re'sen terkin edilen gerçek kişilere mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra yapılacak tebligatın, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 1071A maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında.

BÖLGE İDARE MAHKEMEŞI KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ

İSTEMİ HAKKINDA KARAR 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca konu ile ilgili kararlar ve mevzuat incelenerek gereği görüşüldü:

ı- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ

İSTEMİNDE BULUNAN

II- İSTEMİN ÖZETİ : İstanbul Bölge idare Mahkemesi Başkanlar Kurulu

• Gerçek kişi olan davacılar adına mükellefiyetleri sona erdikten sonra düzenlenen ihbamamelerin elektronik ortamda tebliğ edilmesinin hukuka uygunluğunun incelenmesi sonucunda verilen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 25/05/2023 trih ve E:2023/2190, K:2023/1526 sayılı kararı ile İstanbul Bölge idare Mahkemesi 3. vergi Dava Dairesinin 11/05/2023 tarih ve E:2023/1370, K:2023/2259 sayılı kararı ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6, Vergi Dava Dairesinin 19/04/2023 tarih ve E:2023i1153, K:2023/2115 sayılı kararı arasındaki aykırılığın 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, idare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) işaretli uyarınca, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin karan doğrultusunda giderilmesi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanının bu Yöndeki talebini uygun gören İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 14/11/2023 tarih ve E:2023/79, K:2023f79 sayılı kararıyla istenmiştir.

III- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ

KARARLARI:

A- İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin E:2023/21S0 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:

Dava konusu istemin özeti: Davacı tarafindan adına kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.

İstanbul 10. vergi Mahkemesinin 13/0112023 tarih ve E:2022/2825, K:2023159 sayılı kararının özefi:

Dava konusu vergi ziyaı cezaları 24/09/2022 tarihinde elektronik ortamda tebliğ Anılan cezalara karşı 06/12/2022 tarihinde dava açılmıştır.

Davacı tarafından mükellefiyet kaydının kapatılmasından sonra vergi dairesi tarafından elektronik tebligat adresinin de kapatılması gerektiği ve sonraki tarihlerde yapılacak tebligatların ikametgâh adresinde yapılması gerektiği iddia edilmiştir.

456 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğtnin "7. Elektronik Tebligat Sisteminden Çıkış" başlıklı kısmında belirtildiği üzere elektronik tebligat sistemine dahil olan gerçek kişilerin ölümü ve gaipliğine karar verilmesi dışında bu sistemden çıkmaları mümkün değildir.

Bu 2410912022 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edilen vergi ziyaı karşı en son 24/10/2022 taihinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 06/122022 tarihinde kayıtlara giren dilekçeyle açılan davanın süresinde açılmadığı görüldüğünden davanın esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

Mahkeme bu gerekçeyle davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

Davacının istinaf istemini inceleyen İsEnbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 25105/2023 tarih ve E-.202312190, K:2023/1526 sayılı kararının özeti: Vergi Dava Dairesi, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların isteme konu vergi mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle istemi kesin Olarak reddetmiştir.

B- İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin E:2023/1370 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:

Dava konusu istemin özeti: Davacı tarafından adına tarh edilen vergi ve kesilen cezaların kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.

sayılı kararının özeü:

01/08/2022 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edilen cezalı tarhiyata karşı en son 0710912022 tarihine kadar (31/08/2022 tarihinin adli tatile rastlaması sebebiyle) dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 09/10/2022 tarihinde kayıtlara giren dilekçeyle açılan davanın süresinde açılmadığı görüldüğünden davanın esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

Mahkeme bu gerekçeyle davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

Davacının istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge idare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin 11/0512023 tarih ve E:202Y1370, K:2023/2259 sayılı kararının özeti:

213 sayılı Vergi' Usul Kanunu'nun 101. maddesinin üçüncü fıkrasında, işin bırakılması halinde tebliğin, gerçek kişilerin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Olayda, dava konusu vergi ve davacıya 01/08/2022 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edilmiştir.

Ara kararına istinaden davalı idarece dava dosyasına ibraz edilen yazıya göre davacının mükellefiyetinin 25/03/2016 tarihi itibarıyla sona erdirildiği anlaşılmıştır. Vergi Kanunu'nun 101. maddesinin üçüncü fikrasında yer alan, işin bırakılması halinde tebligatın, kişilerin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağına ilişkin kural dikkate alındığında faaliyeti 25/03/2016 tarihinde sona eren davacıya elektronik tebligat yapılmasında hukuki isabet; davanın süre aşımı yönünden reddine dair verilen mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle, mahkeme kararını kaldırmış ve yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının Vergi Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar vermiştir.

C- İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. Verqi Dava Dairesinin E:202311153 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:

Dava konusu istemin özeü: Davacı tarafından adına düzenlenen ödeme emrinin iptali i*miyle dava açılmıştır.

İstanbul 7. vergi Mahkemesinin 2711012022 tarih ve E:2021/1956, K:2022/2743 sayılı kararının özeti:

Vergi Mahkemesi davanın esasını dava konusu ödeme emri içeriği bir kısım alacaklar yönünden, bu alacakların dayanağı ihbamamelere karşı dava açılması nedeniyle tahsil işlemlerinin durduğu, dolayısıyla ortada tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş ve ödeme emri ile tahsil edilebilecek bir alacağın bulunmadığı gerekçesiyle davayı kısmen kabul ederek dava konusu ödeme emrinin bu alacaklara ilişkin kısmını iptal etmiş; dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan diğer alacaklar yönünden ise bu alacakların dayanağı ihbarnamelerin davacıya elektronik ortamda tebliğ rağmen içeriği vergi ve cezalar dava konusu ve anılan vergi ve cezalar bu şekilde tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmediğinden ödeme emri ile takip ve tahsilinde hukuka aykırılık bulunmadğı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin bu alacaklara isabet eden kısmı yönünden davayı reddetmiştir.

Tarafların istinaf isternini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. Vergi Dava Dairesinin 19/04/2023 tarih ve E:2023/1153, K:2023/2115 sayılı kararının özeti:

Tarafların istinaf isteminin kabulüyle, Vergi Mahkemesi tarafından ödeme emri içeriği alacakların dayanağı cezalı tarhiyatların hatalı olarak belirlenmesi nedeniyle Mahkeme kararının davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının; dayanak ihbamamelerin elektronik ortamda tebliğ edildiği ve içeriği vergi ve cezalann dava konusu edilmeksizin tahakkuk etiği bu anılan alacakların ödeme emriyle takip ve tahsilinde hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki gerekçede isabet bulunmadığından Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılması gerekmiştir.

Ödeme emri içeriğinde yer alan geçici vergi asılları yönünden inceleme:

Mahsup süresinin geçmesi nedeniyle terkin edilmesi gerekirken takip ve tahsiline çalışılan geçici vergilerden kaynaklı kamu alacaklarında hukuka uygunluk bulunmamıştır. Ödeme emri içeriğinde yer alan diğer kamu alacakları yönünden inceleme:

Vergi Usul Kanundnun 93 ve 101. maddeleri ile 1071A maddelerinde yer alan kuralların birlikte değerIendirilmesinden, kanun koyucunun, faaliyetine devam eden mükellefler ile faaliyetine devam etmeyen mükellefler yönünden uygulanacak tebligat yöntemi bakımından farklı kurallar öngördüğü görülmüştür.

Buna göre faaliyetine devam eden mükelleflere tebligatın posta yoluyla veya elektronik adres vasıtasıyla yapılması gerekirken işin bırakılması/bırakılmış addolunması hallerinde gerçek kişilere tebligatın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde posta yoluyla yapılması etmektedir.

Vergi Usul Kanunu'nun 1071A maddesinde yer alan düzenleme ile kanun koyucu posta yoluyla tebligatın yanı sıra teknolojik imkanlardan faydalanarak daha kolay ve etkili bir şekilde elektronik tebligat yapılmasına olanak getirmiştir. Elektronik tebligat yönteminin işi terk ya da işi terk etmiş addolunan kişiler açısından Kanun'un 101. maddesinde öngörülen "bilinen adrSt tanımını daraltacak şekilde uygulanması mümkün değildir.

Nitekim, Kanun'un 1071A maddesinde elektronik tebligat adresinin tek bilinen adres o%ğı ya da bilinen adreslerin elektronik tebligat halinde dikkate alınmayacağı yolunda bir hükme yer verilmemiştir.

456 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde, elektronik tebligat adresi, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafindan internet vergi dairesi bünyesinde oluşturulacak tebliğe elverişli elektronik ortam olarak tanımlanmı#ır, Tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar, isteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep edenler hariç, kurumlar vergisi ve gelir vergisi mükellefiyetine hasredilmiştir. Dolayısıyla elektronik tebligat usulünde ve muhatabının belirlenmesinde vergi mükellefiyeti esas alınmıştır.

Anılan Tebliğ'in 7. maddesiyle işini terk eden ve artık mükellef olmayan bir kişiye de elektronik tebligat yapılmasının zorunlu kılınmasının hukuka uygun olmadığı değerIendirilmektedir.

Ayrıca anılan Tebliğ'de yer alan, tüzel kişilerin ticaret sicilinden silindiği tarih itibarıyla, gerçek kişilerde ise ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından tespit edildiği durumlarda ölümkarar tarihi itibarıyla ilgilinin elektronik tebligat adresinin kapatılacağı yönündeki düzenleme dikkate alındığında anılan düzenlemenin, mükellefiyeti devam gerçekitüzel kişilere ilişkin olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu nedenle işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde diğer bir deyişle mükellefiyetin kapatıldığı veya re'sen terk ettirildiği durumlarda tebligatın, elektronik ortamda değil, ilgisine göre kişinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılması gerekmektedir.

Olayda, davacı tarafından elektronik tebligatın 17/06/2020 tarihinde okunduğu görülmüştür. Dolayısıyla anılan elektronik tebligat usulüne aykın olarak yapılmış ise de davacı tebliğe muttali olduğundan, ihbarname içeriği vergi ve cezaların dava konusu edilmeksizin tahakkuk ettiği ve vadesinde ödenmediği ve davacı iddialarının 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde sayılan iddialardan olmadığı anlaşıldığından dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Vergi Dava Dairesi yukarıda yer verilen hukuksal nedenler ve gerekçeyle tarafların istinaf istemlerini kabul ederek Vergi Mahkemesi kararının aleyhlerine olan hüküm fıkralarını kaldırmış, kesin nitelikteki kararıyla dava konusu ödeme emrini geçici vergilerden kaynaklanan alacaklar yönünden iptal etmiş diğer alacaklar yönünden ise davayı reddetmiştir.

ıv- İNCELEME VE GEREKÇE:

A- ILGiLi MEVZUAT:

1-213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 'ITebIiğ esasları" başlıklı 93. maddesi şu şekildedir:

Tahakkuk fişinden gayril vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühabedi taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir.

Şu kadarki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir. " 2- Aynı Kanun'un "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 16, maddesiyle değişik hâli şu şekildedir:

"Bu Kanuna göre bilinen adresler şunlardır:

1. Mükellef tarafindan işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri,

2. Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri,

3. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi.

Birinci fıkramn (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazıh bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı dikkate alınırve tebliğ öncelikle bu adreste yapılır.

İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanlann bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunlan idare edenler veya varsa temsilcilerinden hethangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılın İşyeri adresi olmayanlara tebliğ, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeti adresinde yapılır." 3- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na 6009 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle eklenen ve 01/08/2010 tarihinde yürürlüğe giren "Elektronik ortamda tebliğ' başlıklı 1071A maddesinin 6637 sayılı Kanun ile değiştirilen hâli ise şu şekildedir:

"Bu Kanun hükümleıine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik onamda tebliğ yapılabilir.

Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik alVapıyı kumaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik odamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esaslan belirlemeye yetkilidir. " 4- Vergi Usul Kanunu'nun "İşi bırakmanın tariff' başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir.

"Vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen dumurulması ve wna ermesi işi bırakmayı ifade eder." 5- Vergi Usul Kanunu'nun "Ölüm” başlıklı 164. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şu şekildedir:

"Ölüm işi bırakma hükmündedir. " 6-27/08/2015 tarih ve 29458 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 456 Sıra No.1u Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "4. Elektronik Tebligat Yapılacak Kişiler" başlıklı bölümü şu şekildedir:

"Kanunun 107/A maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, elektmnik ortamda yapılacak tebliğle ilgili teknik altyapı kurulmuş ve tebliğe elverişli elektronik tebligat adresi, Başkanlık tarafından intemet vergi dairesi bünyesinde oluşturulmuştur.

Kanun hükümlerine göre tebliği gereken elektronik imza]' evrak, elektronik tebligat sistemi kullanılmak suretiyle muhatabın elektronik tebligat adresine tebliğ edilebilecektir, Bu Tebliğ ile tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektmnik onamda tebliğ yapılabilecek olanlar aşağıda belirtilmiştir.

a) Kurumlar vergisi mûkelIefl8fi b) Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (Kazançlan basit usulde tespit edilenlede gerpk usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç) c) İsteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep edenler Kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar, Tebliğle belidenen sürelerde bildirimde bulunarak elektronik tebligat adresi almak ve elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır.

Bu mükelleflerin dışında kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep eden kişiler de sistemden isteğe bağlı olarak yaralanabileceklerdir.” 7-456 Sıra No.1u Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "7. Elektronik Tebligat Sisteminden Çıkış" başlıklı bölümünün birinci ve ikinci paragrafları ise şu şekildedir: Zorunlu veya ihtiyati olarak elektronik tebligat sistemine dahil olanların aşağıdaki durumlardışında sistemden çıkmaları mümkün değildir.

Tüzel kişilerde ticaret sicil kaydının silindiği (nevi değişikliği ve birleşme halleri dahli) tarih itibanyla, elektronik tebligat adresi kapatılır. Gerçek kişilerde ise ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından tespit edildiği durumlarda ölürrvkarar tarihi itibarıyla ilgilinin elektronik tebligat adresi retsen kapatthr. Mirasçıların bağlı olunan vergj dairesine başvurması halinde de müteveffanın elektronik tebligat adresi kullanıma kapatılır. n

B- HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Bölge idare Mahkemesi Vergi Dava Dairelerince kesin olarak verilen kararlar arasındaki aykırılık, mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti re'sen terkin edilen gerçek kişilerin mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra adlarına düzenlenecek ihbamamelerin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 1071A maddesi uyannca elektronik ortamda mı yoksa aynı Kanun'un 101. maddesinin üğjncü fıkrası uyarınca adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde posta yoluyla mı tebliğ edileceğine ilişkindir.

Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için, yetkili makamın yazı veya ilan ile yapacağı bir Tebliğ işleminin bilgilendirme ve belgelendirme olmak üzere iki önemli fonksiyonu bulunmaktadır. Tebliğin usulüne uygun olduğunun kabulü, tebliğin bilgilendime ve belgelendirme işlevlerinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde ve mevzuatta öngörülen kuralara uygun şekilde yapılmasına bağlıdır. İdari işlemlerin ilgiliye tebliğ amaç, işlemin muhatabı açısından yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımak; işlemi tesis eden idare açısından da idari işlemin yürütülmesini sağlayarak kamu yararı amacını gerçekleştirmektir.

İdare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte t%is edilen idari işlemin, hukuka uygunluk karinesinden yararlanabilmesi için hukuka uygun olarak tebliğ edilmesi gerekmektedir.

Vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden vesikaların muhataplarına hangi yöntemlerle tebliğ edile* 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ilgili maddelerinde klirlenmişür. Bu yöntemlerden biri de 213 sayılı Kanun'a 6009 sayılı Kanun'un 7.

maddesiyle eklenen 1071A maddesinde düzenlenen elektronik ortamda tebliğ yöntemidir.

Elektronik tebligat, Kanun'un 93. maddesinde sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın vergilendirme ile ilgili evrakın yetkili makam tarafından muhatabın elektronik tebligat adresine gönderilmesi işlemi olarak tanımlanabilmektedir.

Elektronik tebligatı geleneksel tebligat yöntemlerinden farklı olarak iletişim teknolojisi kullanılarak tebligat işlemlerinde etkinliğin ve verimliliğin artırılması ve bu işlemlerin dinamik ve organize bir yapıda yürütülmesi amacıyla muhataba hızlı ve güvenli bir bildirimin gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.

Vergi Usul Kanunu'nda, elektronik tebligatın hangi usul ve esaslara göre yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre elektronik tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığının kabul edilm%i, "bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak bir kimsenin bulunması" ve "ilginin tebliğe elverişli elektronik bir adresinin var olması” şartlarının gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer taraftan, Kanun'un 1071A maddesinde kendisine e*ektronik ortamda tebligat yapılaak kişilerin ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesinde Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Anılan yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan 456 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile elektronik ortamda tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilenler ve kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacaklar &lirlenmjş, bu kişilerin elektronik tebligat sisteminden hangi hâllerde düzenlenmiştir.

Anılan Tebliğde elektronik tebligat sistemine dahil olan gerçek kişilerin bu sistemden çıkabilmesi için öngörülen hâller, kişilerin hak ehliyetinin sona erdiği durumlara özgülenmiş ve gerçek kişilerin mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdirmesi veya mükellefiyeti retsen terkin edilmesi, elektronik tebligat sisteminden çıkış için öngörülen hâller arasında sayılmamıştır.

Bu durumda vergi mükellefleri ile vergi idareleri arasındaki vergilendirme sürecinden doğan ilişki mükellefiyet sona erdikten sonra da devam edeceğinden, elektronik tebligat sistemine dahil olan gerçek kişilerin, ölüm veya gaipliğine karar verilmesi dışındaki bir hâl ile mükellefiyetinin sona ermesi durumunda ilgiliye elektronik tebligat yapılabilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştın Diğer taraftan, elektronik ortamda yapıla%k tebligat ile posta yoluyla, memur eliyle veya ilan yoluyla yapılacak tebligat için öngörülen usul ve esaslar birbirinden farklıdır. Elektronik ortamda tebligat yapılmasına imkan bulunan hâllerde, diğer tebliğ yöntemleri için öngörülen proxdürtere başvurulmaksızın, vergilendirmeye ilişkin vesika elektronik ortamda tebliğ edilebilecektir.

Bu durumda, Kanun'un 1071A maddesinde, 'Kanun'un 93. maddesinde sayılan usullere bağlı kalınmayacağına” dair kurala yer verilmek suretiyle elektronik tebligat ile diğer tebligat yöntemlerinin birbirinden farklı usul ve *şiara tabi olduğu kabul edildiğinden, 213 Kanun'un 1071A maddesi ile aynı Kanun'un 101, maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kuralların arasında herhangi bir çatışmanın bulunup bulunmadığı yönünde kıyaslama yapılmasına hukuken imkan bulunmamaktadır, Dolayısıyla Kanun'da elektronik ortamda tebligat yapılabilmesi için öngörülen şartların oluştuğu hâllerde, işi bırakan veya işi bıraktığı addolunan gerçek kişilere vergilendirmeye ilişkin hüküm ifade eden vesikaların, 213 sayılı Kanun'un 101. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen prosedüre göre değil, 213 sayılı Kanun'un 1071A maddesi uyarınca elektronik ortamda tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Ayrıca Kanun'un 1071A maddesinde "elektmnjk ortamda tebliğ yapılabil?' ifadesine yer veildğinden elektronik tebligat yönteminin uygulanması bakımından idari makam bağlı yetki içinde değildir. Dolayısıyla yetkili makamca vergilendirmeye ilişkin vesikanın elektronik ortamda mı yoksa diğer geleneksel yöntemlerle mi tebliğ edileceği hususu yetkili makamın takdir yetkisi içinde bulunduğundan tebligatın elektronik ortamda yapılması zorunlu değildir. Bu durumda, Kanun'un 1071A maddesinde "Kanun'un 93. madd%inde sayılan usullere bağlı kalmmayacağına" dair kurala yer verilmek suretiyle elektronik tebligat ile diğer tebliğ yöntemlerinin birbirinden farklı usul ve esaslara tabi olduğu kabul edildiğinden ve verilen yetkiye istinaden çıkarılan Tebliğ'de mükellefiyetin iradi veya re'sen terkin edilmesi hâli elektronik tebligat sisteminden çıkılmasına yönelik hâller arasında sayılmadığından mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti re'sen terkin edilen gerçek kişilere mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra yapılacak tebligatın, Vergi Usul Kanunljnun 1071A maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

V- SONUÇ:

Açıklanan hukuksal nedenler ve gerekçeyle aykırılığın, mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti resen terkin edilen gerçek kişilere mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra yapılacak tebligatın, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 1071A maddesi uyarınca elektronik onamda yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde giderilmesine, 06/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Esas No : 2023/9

Karar No : 2024/3

X- KARŞI OY:

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93 ila 109, maddelerinde tebliğ esasları, tebliğin muhatapları, posta ve ilan yoluyla tebliğler, memur eliyle tebliğ, elektronik ortamda tebliğ ve tebliğ yerine geçen işlemler düzenlenmiş, tebligatın nerede, nasıl ve kimlere yapılacağı belirlenmiştir.

213 sayılı Kanun'un 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu kurala bağlanmıştır.

Anılan Kanun'un "Bilinen adresler” başlıklı 101. maddesinin 01/01/2018 tarihinde Yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değişik hâlinin üçüncü fıkrası şu şekildedir.

"İşyen• adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, geçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden hethangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yen adresinde yapılır.

Vergi Usul Kanunu'na 6009 sayılı Kanun'un 7, maddesiyle eklenen ve 01/08/2010 tarihinde yürürlüğe giren "Elektronik ortamda tebliğ" başlıklı 1071A maddesinin 5637 sayılı Kanun ile değiştirilen hali ise şu şekildedir:

"Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektmnik onamda tebliğ yapılabilir.

(Ek fikre: 7/42015-6637/5 md.) Elektronik odamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gonun sonunda yapılmış sayılır.

Maliye Bakanlığı, elektronik onamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik a)tyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik ades kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları vc elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belidemeye yetkilidir. " Görüldüğü üzere, Vergi Usul Kanunu'nun 101. maddesi ile 1071A maddesindeki düzenlemeler arasında bir çatışma bulunmaktadır. Kanun'un söz konusu 1071A maddesinde tüm tebliğlerin elektronik ortamda yapılması öngörülmesine rağmen, 101. maddesinde işin bırakılması veya bırakılmış addolunması hallerinde elektronik tebligat yerine ikametgâh tebligat yapılması öngörülmektedir.

Kanun'un 1071A maddesi 01/08/2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 213 sayılı Kanun'un 101. maddesini değiştiren 7061 sayılı Kanun ise 01/01/2018 tarihinde yürğrlüğe girmiştir.

Hukuk kurallarımn birbiriyle çatışması durumunda sonraki özel kanun hükümlerinin önceki genel kanun hükümlerine göre öncelikle uygulanması gerekir.

Mali tebligat genel tebligat usulüne göre daha özel nitelikle olduğundan, mali tebligatlarda Vergi Usul Kanunu hükümlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre öncelikle uygulanması gerekir.

Bir özel nitelikteki kanun içinde de genel ve özel nitelikli hükümlerin bulunması mümkündür.

Kanun'un önceki tarihli 1071A maddesi 93. maddede öngörülen usullere bağlı kalmaksızın elektronik tebligat hükümlerinin uygulanmasını öngörmektedir ve bu yönden genel niteliktedirKanun'un sonraki tarihli 101. maddesinin üçüncü fıkrası ise "işin bırakılması veya bırakılmış addolunması" hali yönünden özel niteliktedir.

Bu iki madde kıyaslandığında önceki tarihli genel kural, "bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak bir kimsenin bulunması" ve "ilginin tebliğe elverişli elektronik bir adresinin var olması" şartlan gerçekleştiğinde her halde tebligatın elektronik ortamda yapılmasını öngörürken, sonraki tarihli özel kural ise "işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması" halinde tebliğin maddede öngörülen yerişim yeri adreslerinde yapılmasını Buna göre işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması halinde vergilendirmeye ilişkin hüküm ifade eden vesikaların tebliğinde 213 sayılı Kanun'un 101. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle aykırılığın, mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti retsen terkin edilen gerçek kişilere mükellefiyetinin sona erdiği tarihten ve Vergi Usul Kanunu'nun 101. maddesini değiştiren 7061 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/01/2018 tarihinden sonra yapılacak tebligatın, Vergi Usul Kanunu'nun 1071A maddesi uyarınca elektronik ortamda değil Kanun'un 101. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adres kayıt sisteminde bulunan yerişim yeri adresinde posta yoluyla yapılması gerektiği yönünde giderilmesi oyuyla karara katılmıyoruz.

Kaynak: T.C. Danıştay Başkanlığı. Karar, Resmî Gazete'de yayımlandığı hâliyle aktarılmıştır; tarafların (davacı, davalı, vekiller) gerçek kişi adları gizlenmiştir. Resmî metin için: kararın yayımlandığı kaynak.

Danıştay Kararları · 2024 · Özelge ve mevzuat arama · Hesaplayıcılar